Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Tasarım Bölümü’nde başlayan yolculuğum, yalnızca grafik tasarım eğitimiyle sınırlı kalmadı; aynı zamanda kendimi, renklerle ve biçimlerle ifade etmenin çok katmanlı yollarını keşfettiğim bir iç serüvene dönüştü. Tasarımın diliyle tanıştım; çizgilerin gücünü, boşluğun anlamını, dengede saklı olan estetiği öğrendim. Harflerle bir karakter yaratmayı, biçimlerle kimlik kazandırmayı deneyimledim.
Bu süreçte, Türkiye’nin önde gelen grafik tasarımcılarından Serdar Benli ile çalışma şansı yakaladım. Onun yanında geçirdiğim zaman, tasarımın yalnızca bir görsellik değil, aynı zamanda düşünsel bir derinlik ve stratejik bir anlatı biçimi olduğunu öğretti bana. Günümüzün birçok tanınan markasının kurumsal kimlik ve logotayp süreçlerinde yer almak; bana hem profesyonel hem de yaratıcı anlamda büyük bir zemin sundu.
Ancak kalbimde her zaman başka bir alan vardı: resim.
Resim, çocukluğumdan beri içimde kendine ait bir dünya kurmuştu. Üniversite yıllarımda bu daha da belirginleşti. Fevzi Karakoç’un renklerle kurduğu şiirsel bağ, Ayşegül İzer’in anlatılarındaki zarafet, Gürbüz Doğan Ekşioğlu’nun çizgilerindeki felsefi derinlik, Bekata Özdikmen’in duyarlı yaklaşımı, Marcus Graf’ın sanata teorik bakışı ve Kaya Özsezgin’in görsel düşünceye kattığı entelektüel bakış… Bu değerli hocalar, yolumun ışığı oldular.